03 Ara

Dünya genelinde hacim ve uygulanabilirlik alanı bakımından risk sermayesinin (venture capital)  yerini almaya başlayan kitlesel fonlama (crowd funding)  günümüzde,  sosyal sorumluluk odaklı fonlama yöntemi olan bağış yönteminin artık neredeyse hiç uygulanmadığı, yatırım ve finansman önceliklerinin değerlendirildiği  bir hal almakla gayrimenkulden, enerji piyasalarına kadar bir yatırım ve finansman aracı olarak değerlendirilmeye başlanmış bulunmaktadır.

Ülkemizde henüz yasal alt yapısı bulunmamasına rağmen sağlık, eğitim, enerji, gayrimenkul gibi innovasyon-getiri değeri yüksek alanlarda çeşitli yöntemler ile adından bahsettiren bu yöntem hakkında hukuki ve uyum konularında çeşitli kereler HERDEM Avukatlık Bürosu’nun da görüş ve değerlendirmelerine başvurulmuş, yaptığımız çalışmalar kapsamında sistemin uygulanabilirliği ve hukuki risk analizi sektörel olarak ayrı ayrı değerlendirilerek müvekkillerimize yardımcı olunmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmamızda ise özellikle güneş enerjisi alanında “kitlesel fonlama” uygulamalarına yönelik incelemelerimiz, sistemin çeşitli karma finansman uygulamaları ile işleyişine yönelik çeşitli senaryolar ve modellemeler üzerinde durulacaktır. Konuyu doğru ve tam olarak anlamak adına öncelikle çalışmamızda geçecek kavramlar hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.

Kitlesel fonlama, finansman ihtiyacı olan projelerin özellikle internet platformlarında detayları ile sunulması sonucunda bu projeye ilgi duyanların çeşitli yöntemlerle projeye kitlesel şekilde fon sağlaması olarak özetlenebilir. 2006 yılında ABD’de ortaya çıkan bu kavram bugün dünyada toplam hacmi yaklaşık  35 milyar USD’lik bir fon kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya Bankası’nın araştırmalarına göre 2025 yılında 90 milyar USD’ye erişmesi öngörülen bu kaynağın dünya risk sermayesi toplam hacminin 1.8 katı büyüklüğünde bir gelişim göstermesi beklenmektedir. Ödül, bağış, borçlanma ve hisse karşılığı olarak temelde dört şekilde uygulama bulan kitlesel fonlama yöntemleri arasında en çok uygulananlar ise ödül ve hisse karşılığı fonlama yöntemleridir. Bu durum da aslında bu fonlama aracının bir yatırım ve finansman aracı olarak tercih edildiğini ortaya koymaktadır. Bu fonlama türünde sistem temel olarak bir kampanya üzerine kurgulanmakta olup kampanyanın desteklenmesi amaçlanmaktadır. İşte tam bu noktada fonlama yapılanmasının da “ Genel Tanımlama” olarak ifade ettiğimiz aşamaları oluşmaya başlamaktadır.

Genel tanımlama safhasında yaptığımız çalışmaların ilk aşamasını fonlama konusunu tanımlamak gelmektedir. Sistemin yöntemi ne olursa olsun “fondan fayda sağlayacak kimdir” sorusunun net olarak cevaplanabilir olması gerekmektedir. Kitlesel fonlamada ilk aşamada bu cevap “proje” şeklinde ifade edilmektedir. Lakin fonlamayı bağış yöntemi dışında farklı bir yöntem kullanarak yapacaklar için cevap bu kadar da basit olmamalıdır.  Bu sorunun cevabını ararken yürüttüğümüz metodolojik çalışmalarda yatırımcı, platform ve proje sahiplerinin de hukuki analizlerinin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu aşama da tanımlama safhasında yatırımdan beklenen getirinin hukukiliği ve riskini tanımlamayı amaçlamaktadır.  Güvenilirliği, sahipliği ve hukukiliği belirli olmayan bir platform veya projede, projenin ve proje sahiplerinin hak sahipliği durumu ile kampanyadaki taahhütlerine de ihtiyatlı yaklaşmak gerektiğinden ilk iki soruya cevap alındıktan sonra tanımlanması gereken diğer en önemli husus ise “İşlem Tanımlaması”dır. İşlem tanımlaması proje tanımlaması, platform tanımlaması ve kampanya tanımlamasından oluşmaktadır. Proje tanımlamasında güneş enerjisi projeleri için öncelikle araziden EPC’ye, izin ve onaylardan mevcut tarife değişikliklerine kadar projenin teknik ve hukuki analizinin yapılması ve fon ihtiyacı duyulan kısmın sınır, süre ve kapsamlarının iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. GES projelerinde araziden EPC işlemlerine kadar her türlü proje birleşeni fonlama konusu yapılabilir. Fonlanacak proje tanımlamaları ve sınırları net olarak ortaya konulduktan sonraki aşama ise platformun tanımlamasıdır. Fonlama için hangi platform, hangi hukuki yapı nerede kimler tarafından hangi sermaye ile ne kadar süre için kurulmuş olmalıdır? Platformun işletmecisinin aynı zamanda projenin sahibi olması mümkün müdür? Platformun projede pay veya hisse sahibi olması veya proje sahipleri ile herhangi bir borç doğurucu işleme dair ilişkisi bulunmakta mıdır? Platformun proje sahiplerine ve yatırımcılara yönelik taahhütleri hangi hukuki zeminde sağlanmaktadır?

Diğer bir aşama olan kampanya tanımlaması ise aslında öngörülen yatırım/finansman yönteminin yapılanmasını ifade etmektedir. Kampanyanın bir ödül olması durumunda ödülün bir varlık mı bir opsiyon mu yoksa bir alacak mı olduğu, kampanyaya dahil olan tarafların tüketici mi yatırımcı mı gerçek kişi mi tüzel kişi mi olmaları gerektiği, kampanyanın çıkış stratejisinde yatırımcının haklarının korunabilmesi ve kampanyanın seküritizasyonun titizlikle tanımlanması ve incelenmesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi kitlesel fonlamanın hangi tarafında bulunuluyor olursa olsun bu sorular gerek projesine kitlesel fonlama imkanı arayan proje sahipleri gerekse de yatırımcı ve platform sahipleri için önceliklidir.

Tanımlama aşamasından sonra ele aldığımız aşama ise “Uygulama” aşamasıdır. Uygulama aşamasında artık uygulanacak modelin yapılanması üzerine yoğunlaşılmaktadır. Kitlesel fonlamanın yasal sınırlamalara tabi olmayan alanlarında beklenilen fayda yöntemi üzerine yapılan değerlendirmeler sonucunda buna uygun tüzelkişiliklerin oluşturulması gerekmektedir. Bu tüzelkişilikler oluşturulurken kampanya tanımlamasındaki unsurlar da dikkate alınarak hangi yöntemin belirlendiğine göre değişkenlik göstermek üzere şirket, kooperatif, dernek, vakıf, iktisadi işletme, konsorsiyum, iş ortaklığı vb. modellemeler yapılabilir. Bu modellemeleri yaparken tavsiye ettiğimiz metodolojik yöntem ise riskin azaltılması, mümkün ise her GES için ayrı ayrı modelleme yapılması ve iş ile tüzelkişilik yapılanmasının birbirine bağımlı hale getirilmesinden azami imtina edilmesidir. Bir başka ifade ile yüz bloktan oluşan bir caddede her bloğun ayrı bir modellemesinin olması ve tamamının ise tüzel kişilik bakımından veya yalnızca iş/operasyon bakımından başka, ana bir modelleme tarafından yönetilmesi şeklindedir.  Böylelikle operasyonel çıkış stratejilerinin ayrı ayrı yapılandırılması kolaylaşacak ve projelerin kar etmemesi halinde farklı kaynak arayışlarına konu edilebilmesi kolaylaşmış olacaktır.

Bu metodolojik yapılanma sürecinde dikkatinizi çekmek istediğimiz bir başka konu ise Ring Fencing yöntemidir. Özellikle İngiltere’de yatırım bankacılığı ile mevduat bankacılığının kredi risklerinin ayrıştırılmasını ve mevduat bankalarının varlıklarının koruma altına alınmasını sağlayan ring-fencing yöntemi temelde riskler ve varlıklar arasında hukuki ve finansal ayrıştırmalar sağlayan ve böylelikle varlıklar ile risklerin birbirinden ayrılarak riskin dağıtılmasını amaçlayan bir tür uygulamadır. Bu yönteme ABD’de ekseriyetle enerji şirketleri başvurmakla birlikte bu yöntemi uygulayan şirketler için doğabilecek operasyonel riskler likidite riskini doğrudan etkilemezken, operasyondan kaynaklanan zararlar tüzelkişilik modellemelerindeki dengeye de asgari oranda zarar vermektedir. Enerji sektöründeki uygulamalarında genelde SPV yani özel amaçlı şirketler kurularak gerçekleştirilen ring-fencing yönteminde SPV yoluyla gidilen varlık yapılandırılması grup şirketlerinin veya yukarıda belirttiğimiz şekildeki modellemelerinin diğer modellemelerden dolayı ortaya çıkabilecek iflas durumuna karşın proje sahibi şirketi ayrıştırarak yarattığı nakit akışı ve sahip olduğu varlıkların korunmasını sağlayarak bu sektörde faaliyet gösteren özel sektörün önünü açmakta ve böylece kredi riskini azaltarak fonlama kabiliyetlerinde istikrara yol açmaktadır.

Görüldüğü üzere GES finansmanında kitlesel fonlama denildiğinde akıllara gelen konvansiyonel kitlesel fonlama yöntemleri dışında her GES’in ortak fayda analizinin MW veya KW olarak veya başvuru sayısı, sahipliği, durumu bazında elimine ederek değerlendirmek ve varlık fonlamasından ziyade opsiyon fonlamasına yönelik bir yöntem belirleyerek doğru modellemeler aracılığı ile mevzuatın ön gördüğü hukuki modellemeler kurarak sisteme işlerlik kazandırırken bir yandan da ring-fencing yöntemine başvurularak riskin azaltılmasını sağlamak GES oyuncularının daha rekabetçi bir finansman alanında gelişimlerinin yolun açacaktır.

Share on LinkedInShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone