Amerika Birleşik Devletleri (‘ABD’) ve Türkiye arasında son dönemlerde yaşanan, S-400 krizine olarak ifade edilen gerilim iki ülke ilişkilerinde yönetimi hassasiyet gerektiren bir hal almıştır.

Zira yaşanan gerilim, uzun yıllardır karşılıklı iş birlikleri ile oluşturulmuş savunma sanayi proje ve yatırımlarının mevcut durumdan nasıl etkileneceği bugünlerde savunma sanayi çevreleri tarafından en çok konuşulan konular arasında yer almaktadır. Bu tür durumlarda olası krizlere karşı elde stok tutmak veya alternatif tedarik kaynakları aramak gibi pek çok önleme başvurulmasına rağmen, ABD şirketlerinin sanayi işbirliği programları kapsamında yer aldığı projeler veya sözleşmeye tabi diğer işler  ve yine Türk savunma şirketleri tarafından üretilen bir çok ürünün ABD kaynaklı bileşenlere ihtiyacı olması , olası bir ambargonun iki ülke savunma sanayi için oluşturabileceği sarsıntının fay hatları olarak değerlendirilebilir.

Söz konusu etkinin kapsam ve hukuki dayanağı henüz netlik kazanmamış olsa dahi, hukuken bağlayıcılığı olmamakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından, 10 Haziran 2019’ da alınan karar, olası ambargoya ilişkin hukuki dayanak ve kapsama dair önemli işaretler barındırmaktadır. ABD-Türkiye müttefikliğinin son dönemdeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesine dair endişelerin yansımalarının yer aldığı karar, özellikle Türkiye’nin S-400 alması halinde F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Projesi’ne (‘F-35 Projesi’) katılımının sona erdirilmesi ve ABD Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (Countering American Adversaries Through Sanctions Act – ‘CAATSA’) kapsamında yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunmaktadır. F-35 Projesi ve CAATSA olmak üzere iki temel baslık altında, olası yaptırımlara ilişkin genel bir değerlendirme aşağıda yer almaktadır.

CAATSA Nedir?

CAATSA, 2 Ağustos 2017 tarihinde ABD Başkanı Donald J. Trump tarafından imzalanan ve İran, Kuzey Kore ve Rusya gibi ülkelere karşı kimi yaptırımların öngörüldüğü bir federal kanundur. CAATSA’nın gündem konusu olaya ilişkin önem arz eden kısmı 231. maddede yer alan Rusya Federasyonu Hükümeti’nin İstihbarat ve Savunma Sektörleri ile İşlem Yapan Kişilere Yaptırım Uygulanması başlıklı düzenlemelerdir. İlgili maddeye göre, ABD Başkanı tarafından, Rusya Federasyonu Hükümeti’nin istihbarat ya da savunma sektörlerinin parçası olan ya da onun adına hareket eden kimselerle bilerek ‘kayda değer’[1] bir işlem tesis eden kişilere CAATSA’nın 235. maddesinde sayılan yaptırımlardan beşi ya da daha fazlası uygulanacaktır.

CAATSA Yaptırımları Nelerdir?

CAATSA 235. maddesinde 12 farklı yaptırımdan oluşan bir liste öngörmüştür. Buna göre ABD Başkanı,

  • ABD İhracat-İthalat Bankası (‘EXIM’) tarafından yaptırım uygulanan kimselerin ülkeden mal ve hizmet ithal etmesiyle ilgili teminat, sigorta, kredinin uzatılması gibi işlemlerine onay verilmemesi talimatı verebilir.
  • ABD Hükümeti’ne yaptırım uygulanan kimselere İhracat Yönetim Kanunu (the Export Administration Act of 1979), Silah İhracatı Kontrol Kanunu (Arms Export Control Act[2]), Atomik Enerji Kanunu (Atomic Energy Act of 1954) yahut ihracat/yeniden ihracat için ABD Hükümeti’nin ön denetimi ve onayı gereken diğer bir düzenleme kapsamındaki herhangi bir lisans ya da diğer bir çeşit izin/yetki belgesi verilmemesi talimatı verebilir.
  • ABD finansal kuruluşlarının, insani yardım kapsamında olmadıkça, yaptırıma tabi kimselere 12 aylık sürede 10 milyon Amerikan Dolarından daha fazla kredi vermelerini engelleyebilir.
  • ABD’nin uluslararası kuruluşlardaki (örneğin, IMF) yetkili yöneticilerini yaptırıma tabi kişilerin bu kuruluşlarca verilebilecek krediler hususlarında karşı oy kullanmaları talimatı verebilir.
  • İlgili düzenlemelere uygun olarak ABD’nin yetki alanı içerisinde gerçekleşen ve yaptırım uygulanan kişinin yararına olan döviz alım-satım işlemlerini engelleyebilir.
  • Yetkisi dahilinde olduğu takdirde ilgili düzenlemelere uygun olarak yaptırım uygulanan kişi yararına gerçekleştirilecek ödeme veya kredi aktarımının finansal kuruluşlar arasında veya finansal kuruluşlar aracılığıyla ya da finansal kuruluşlara yapılmasını engelleyebilir.
  • Yaptırım uygulanan kişinin ABD’de mülk edinmesi veyahut bu mülke ilişkin herhangi bir işlem yapmasını engelleyebilir.
  • Yaptırım uygulanan kimselerin yöneticilerine ya da çalışanlarına yahut benzer yetkilerle benzer görev ifa eden kimselere 235. maddedeki yaptırımlardan herhangi bir veya birkaçını uygulayabilir.
  • Amerikan gerçek ve tüzel kişilerinin yaptırım uygulanan kimselere yatırım yapmasını, kayda değer oranda tahvil ürünü satın almasını engelleyebilir.
  • Yaptırım uygulanan şirket çalışanı, yöneticisi ya da çoğunluk hissesi sahibi olduğuna karar verilen yabancılara vize verilmemesi hususunda Dışişleri Bakanı’na ve ABD’den çıkarılması hususunda ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na talimat verebilir.
  • Bunların yanı sıra, yaptırım bir finansal kuruluşa uygulanıyorsa, kuruluşun ABD piyasasındaki işlemleri kısıtlanabilir veya devlet tahvillerine erişimi engellenebilir.
  • Son olarak, ABD Hükümeti yaptırıma tabi kimselerden kamu alımı yapılmaması ya da mal ve hizmet alımına ilişkin herhangi bir sözleşme ilişkisine girilmemesi kararı alabilir.

F-35 Proje Mutabakatı

F-35 Projesi’ne dair temel hukuki meseleler katılımcı devletlerce imzalanan Müşterek Taarruz Uçağının Üretimi, Desteklenmesi ve Sürekli İyileştirilmesine İlişkin Mutabakat Muhtırası[3] (‘Antlaşma’) ile düzenlenmiştir. Antlaşma’nın 17.1. maddesinde olası uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin bir maddeye yer verilse dahi çözüm yolu olarak hakem veya yargı yolu öngörülmesi yerine karşılıklı görüş alışverişi ile yetinilmiştir.

Halihazırda ABD ve Türkiye arasındaki tartışmalı durumun bir sonucu olarak, senelik F-35 Yönetim Kurulu Toplantısı’nın Türkiye’nin katılımı olmaksızın gerçekleştirilmesinin yanı sıra F-35 eğitimi alan Türk personelin 31 Temmuz 2019’da ülkeden ayrılmasının beklendiğinin iletilmesi, F-35’e ilişkin yapılacak teslimatların süresiz olarak durdurulması, Türkiye’nin yeni iş payı almaması ve hatta sahip olduğu iş payına ilişkin alternatiflerin aranmaya başlanması ilgili madde kapsamında bir çözümün düşük olasılık olduğunu gösterir niteliktedir[4].

Öte yandan Antlaşma’nın 19.1. maddesi katılımcıların Antlaşma kapsamındaki bütün faaliyetlerinin ihracat kontrolüne ilişkin olanlar dahil olmak üzere kendi ulusal kanun ve düzenlemelerine uygun olarak yapılacağını açıkça ifade etmiştir. Bir federal kanun olan CAATSA’nın ABD mevzuatının parçası olduğu ve düzenlenen yaptırımların getirdiği sınırlamalar ve yasaklamaların Antlaşma’nın uygulanmasına engel teşkil etmesinin kaçınılmaz olduğu göz önüne alındığında, olası bir yaptırım durumunda ABD’nin, F-35 Projesine dair tasarruflarını Antlaşmanın 19.1. maddesine dayandırabileceği beklenebilir.

Olası bir yaptırımın F-35 uçaklarının teslimatının süreksiz bir şekilde ertelenmesi ve/veya Türkiye’nin F-35 Projesi kapsamında üstlendiği sorumluluklardan el çektirilmesiyle sınırlı olabileceği gibi, kapsamın F-35 Projesi dışında her iki ülkenin savunma sanayini derinden etkileyebilecek şekilde, Türk savunma sanayii şirketlerinin ürettikleri ürünlerde ABD menşeli bileşenler olması veya ABD savunma şirketlerinin Türkiye’de yerleşik savunma şirketleri ve devlet kurumlarıyla olan ticari ilişkilerini kapsar nitelikte olması da ihtimaller arasındadır.

ABD’nin daha önce uygulamaya koyduğu yaptırımlarda ise söz konusu yaptırımların kapsamını risk\maliyet analizi gibi değerlendirmeler ışığında kendi ulusal çıkarlarına en az zarar verir nitelikte tasarladığı görülmektedir. Başka bir deyişle ABD’li yetkililerin duruma ilişkin yaptıkları muhakeme, vermek isteyecekleri mesajın tonu, olası yaptırımların kapsamında belirleyici olacaktır sonucuna ulaşılabilir. Olası yaptırımlar ABD’li şirketlerin halihazırda Türk şirketleri veya Türk Silahlı Kuvvetleri ile olan sözleşmeleri kapsamaması veya halde uygulamada olan sözleşmelerin yükümlülüklerinin tasfiyesi için ek süreler tanıması ihtimaller dahilindedir. Sonuç olarak söyleyebileceğimiz CAATSA ve F-35 Projesi temelinde şekillenebilecek yaptırımların sonuçları olacağı kesin olmakla birlikte yaptırımların kapsamı ve bu sonuçların etkisinin derinliği ve kalıcılığı ise siyasi ve diplomatik gelişmeler ışığında şekillenecektir.

[1]ABD Hükümeti tarafından yayımlanan kılavuza (Public Guidance on Sanctions with Respect to Russia’s Defense and Intelligence Sectors Under Section 231 of the Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act of 2017) göre, ABD Dışişleri Bakanlığı işlemin ‘kayda değer’ olup olmamasını birçok farklı faktöre bağlı olarak değerlendirmektedir. Bunlara, işlemin ABD ulusal güvenliğine ve dış politikasına etki oranı ve işlemin Rusya Hükümeti’yle ilişkisinin boyutu örnek verilebilir.

[2]ITAR düzenlemeleri bu kapsamda yer aldığından savunma sanayi alanında gerçekleştirilecek ithalatların böyle bir olası yaptırımdan doğrudan etkileneceği tespiti yapılabilir.

[3]Antlaşma’nın İngilizce orijinalinin güncel hali için: http://www.jsf.mil/downloads/documents/JSF_PSFD_MOU_-_Update_4_2010.PDF, (erişim tarihi: 13.06.2019)

[4]C. Todd Lopez, DOD Sets Date to Begin ‘Unwinding’ Turkey From F-35 Program, 7 Haziran 2019, https://www.defense.gov/explore/story/Article/1870207/dod-sets-date-to-begin-unwinding-turkey-from-f-35-program/ (erişim tarihi: 13.06.2019)

Yazarlar: Şafak Herdem & Kaan Erdoğan

Share on LinkedInShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone