Ortak girişim (veya joint venture) iktisadi ve hukuki olarak birbirinden bağımsız birden fazla gerçek ve tüzel kişinin, ayrı bir tüzel kişilik altında birleşerek veya ayrı bir tüzel kişilik altında birleşmeksizin bir sözleşme ile belirli bir amaç altında bir işin gerçekleştirilmesi için kaynaklarını birleştirdikleri bir ticari iş birliğidir. Ortak girişimler özellikle, bir işin gerçekleştirilmesi için tek bir gerçek veya tüzel kişinin sermayesinin yeterli olmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Ortak girişimin parçası olan kişiler bu girişime sermaye veya sermaye dışında bir katkıda bulunmaktadırlar.

Teknoloji firmaları için araştırma geliştirme (“Ar-Ge”) faaliyetleri maliyetli olabilmektedir. Ar-Ge maliyetleri yanında aynı zamanda teknoloji şirketlerinin Ar-Ge faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli know-how bilgisinin olmaması da problem teşkil edebilmektedir. Özellikle Ar-Ge faaliyeti özelinde kurulacak ortak girişimlerde, ortak girişimin taraflarının, sermaye dışında, yaptıkları fikri mülkiyet katkısı da önem arz etmektedir.

Türk Hukukunda Ortak Girişim

Türk hukukunda ortak girişim ayrı olarak düzenlenmemekle beraber uygulamada iki türlü olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklık şeklinde kurulan ortak girişimlerdir. Bu tür ortaklıklar hem doktrinde hem de Yargıtay kararlarında adi ortaklık olarak tanımlanmaktadır. Bu türde kurulacak ortak girişimler 6098 sayılı ve 4.02.2011 tarihli Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacaktır ve işbu kapsamda ortak girişimin kurulması için akdedilecek sözleşme de adi ortaklık hükümlerine tabi olacaktır. Ortak girişime dahil olacak ortaklar, ortak girişimin borçları açısından müteselsil sorumlu olmaktadır. Ortak girişimin sermayesi üzerinde ise elbirliği mülkiyeti oluşmaktadır ve ortak girişim adına, 3. kişilerle yapılacak işlemler de borç doğması halinde ortaklar müteselsilen sorumlu olmaktadır. Bu tür ortak girişimler genellikle bir işin yapılması için kurulurlar. Ortak girişim sözleşmesiyle yönetime dair çeşitli unsurlar düzenlenebilir. Bu tür düzenlemeler özellikle iç ilişkilere ilişkin olmaktadır; dış ilişkilerde ise yapılacak düzenlemeler çoğu zaman (özellikle müteselsil sorumluluk bakımından) 3. kişileri bağlamamaktadır.  Ortak girişimin dava ehliyeti yoktur ve herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olması durumunda, 3. Kişinin açacağı herhangi bir dava ortaklara karşı açılacaktır. İşin bitmesi halinde ortak girişimin tasfiyeye gitmesine gerek kalmamaktadır ve ortak girişim sözleşmenin feshiyle ortak girişimin son bulacaktır.

Ortak girişimin ikinci türü ise sermayeye katılmalı ortak girişim olarak ortaya çıkmaktadır. Burada ortak girişimin tarafları ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir ortaklık etrafında birleşmektedir. Ortaklar burada, tüzel kişiliğe sahip olan ortaklığa sermaye taahhüdünde bulunarak ortak olmaktadır. Bu tür ortak girişimler, 6102 sayılı ve 14.02.2011 tarihli Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) düzenlenen limited veya anonim şirket şeklinde kurulurlar ve bu kanunun hükümlerine tabi olurlar. Burada adi ortaklık biçiminde kurulan ortak girişimden temel fark, anonim veya limited şirket biçiminde kurulacak ortak girişim tüzel kişiliğinin bulunmasıdır. Bu sebeple, ortak girişimin kendi malvarlığı olacaktır ve bu malvarlığı üzerinde ortakların elbirliği mülkiyeti söz konusu değildir. Bu tür ortak girişimlerin kendine ayrı malvarlığı veya sermayesi bulunmaktadır. Ortaklar sadece taahhüt ettikleri sermayeyi ödeme borcu altına girerler. 3. kişilerle yapılacak işlemler şirketin tüzel kişiliği altında yapılır dolayısıyla ortakların müteselsil sorumluluğu söz konusu olmamaktadır. Taraflar kendi aralarında, şirket esas sözleşmesinde veya şirket sözleşmesinden bağımsız olarak, iç ilişkileri düzenleyen düzenlemeler yapabilirler. Ancak yapılacak bu tür düzenlemeler anonim ve limited ortaklıklar düzenlemelerinin emredici hükümlerine aykırı olamayacaktır. Bu tür ortak girişimlerin dava ehliyeti de vardır. Genellikle daha büyük ölçekli işler için kurulurlar ancak işin bitmesi ve ortak girişime ihtiyaç kalmaması durumunda ortak girişimin tasfiyeye gitmesi gerekecektir. Tasfiye işlemi ortak girişimin yapısına bağlı olarak uzun sürebilmektedir.

Teknoloji Şirketleri

Teknoloji şirketlerinin veya herhangi bir alanda Ar-Ge çalışması yapacak ve bu çalışma sonucunda çıkacak ürünün üretimini yapacak teknoloji dışı şirketlerin de ortak girişim kurmaları mümkündür. Buna ilişkin olarak Türkiye’de en yeni ve en büyük örneklerden biri olarak Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olarak gösterilebilir. Ortak girişim şeklinde kurulan bu şirket, Türkiye’de ilk yerli arabanın geliştirilmesi ve üretimi amacıyla 6 şirket tarafından kurulmuştur. Sermayeye katılmalı ortak girişim şeklinde kurulan ortak girişimlerin en tipik örneklerinden biridir. Dünyada ise 14 şirketin bir araya gelmesiyle kurulan teknoloji firması Sematech Inc. önde gelen Ar-Ge faaliyeti gösteren ortak girişimlerden biri olarak gösterilebilir.

Teknoloji firmalarında ortak girişim kurma ihtiyacı genel anlamda fon yetersizliğinden ortaya çıkmaktadır. Ancak firmalar bunun dışında aynı teknolojiyi geliştirmek için ayrı ayrı kullanacakları sermayeyi, ortak girişim kurarak daha az sermaye kullanarak geliştirme yöntemini de seçebilmektedirler.[1] Aynı zamanda fikri mülkiyet hakları da özellikle Ar-Ge faaliyeti yürütecek ortak girişimler açısından büyük önem arz etmektedir. Özellikle know-how ve patent gibi fikri mülkiyet hakları bu konuda çok büyük öneme sahiptir. Ortak girişimle birlikte bir teknolojinin geliştirilmesi amacıyla sermaye ihtiyacı olanlar ve patent ve belirli bir Ar-Ge çalışması veya teknoloji üretimi için gerekli know-how ve patent gibi fikri mülkiyet haklarına ihtiyacı olanlar buluşabilir. Bu anlamda Ar-Ge açısından ortak girişimlerin önemi büyüktür.

Fikri mülkiyet hakları TTK uyarınca anonim ve limited şirketlere sermaye olarak konulabilmektedir. Bunun için ilgili fikri mülkiyetinin parasal değeri belirlenir ve bu kapsamda ilgili fikri mülkiyet hakkı şirketin sermayesine geçmektedir. Ancak böyle bir durumda ilgili fikri mülkiyet hakkı şirketin tüzel kişiliğine geçecektir. Fikri mülkiyet hakkı sahibi ortak için bu durum faydalı olmayabilir. Geçici bir süreyle kurulacak ortak girişim şirketine ayni sermaye olarak fikri mülkiyet hakkının konulması yararsız olacaktır. Bu sebeple fikri mülkiyet sahibi ortağın fikri mülkiyet hakkının kullanımını devretmesi daha faydalı olacaktır. Böylelikle ilgili fikri mülkiyet hakkının kullanımı belirli bir iş için sınırlandırılmakta ve fikri mülkiyet hakkı sahibinin de hakları korunmaktadır. Bu hususta özellikle rekabet yasağı hükümleri de önem taşımaktadır.

Adi ortaklığa dayanan ve sermayeye katılmalı ortak girişimler Türk Hukuku’nda farklı kurallara tabidir. Ar-Ge kapsamında kurulacak ortak girişim ortaklarının bu kuralları göz önünde bulundurarak bir seçim yapmaları faydalı olacaktır. Adi ortaklılık sözleşmelerinin kapsamlı hazırlanması ve sözleşmenin yanında akdedilecek ek sözleşmeler de ortak girişimlerden maksimum fayda sağlanması açısından önem taşımaktadır.  Fikri mülkiyet haklarının kullanımının kapsamının belirlenmesi de hak sahipleri açısından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Yazar: Batuhan Ecin, LL.M.

[1] Kamien, Morton I., Eitan Muller, and Israel Zang. “Research joint ventures and R&D cartels.” The American Economic Review (1992): 1293-1306.

Share on LinkedInShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone