Üniversiteler bünyesinde görev yapan Teknoloji Transfer Ofislerinde (TTO), Ar-Ge Merkezlerinde veya Ar-Ge merkezi belgesi alan işletmelerde yürütülen faaliyetler sonucunda birçok yeni teknolojik ürün ve hizmet buluşu ortaya çıkmakta ve söz konusu buluşların korunması için patent başvuruları yapılmaktadır. Buluşların ekonomik değerleri ve teknolojinin ilerlemesindeki önemi dikkate alındığında, buluşu gerçekleştiren ile sanayiye aktarılmasını ve ticarileştirilmesini sağlayan şirketler arasında, buluşun hak sahipliği üzerinden sınai mülkiyet hakkına ilişkin tartışmalar yaşanabilmektedir. Bu kapsamda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (‘Kanun’) ve 29.07.2017 tarihli Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara dair Yönetmelik (‘Yönetmelik’), çalışanların veya yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşların TTO’lar aracılığı ile sanayiye aktarımında, buluşun hak sahipliğini, patentlenme sürecini ve ekonomik getirisinin paylaşılmasını düzenlemektedir.

Kanun’un 121. maddesine göre, 2547 sayılı Yükseköğretim Kurulu Kanunu’nun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde tanımlanan Yükseköğretim Kurumları (‘Kurum’)  ile Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı yükseköğretim kurumlarında yapılan bilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda gerçekleştirilen buluşlar için, özel kanun hükümleri ve bu madde kapsamındaki düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, çalışanların buluşlarına ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Kanun’a göre, söz konusu buluş gerçekleştiğinde, buluşu yapan buluşunu yazılı olarak ve geciktirmeksizin çalıştığı Kurum’a  bildirmekle görevlidir.

Bahsedilen bildirim yükümlülüğü, uygulamada, üniversite buluşlarının sanayi ile buluşmasını sağlayarak ticarileştirilmesini kolaylaştıran ve üniversite nezdinde görev yapan TTO’lara, Buluş Bildirim Formu (‘Form’) (Invention Disclosure Form) olarak adlandırılan yazılı belge ile gerçekleştirilmektedir. Bu belgenin amacı, söz konusu buluşun patentlenebilirlik analizini gerçekleştirmek; eğer patentlenebilirlik söz konusu ise, hak sahipliğini belirlemek  ve  ürünün ticarileştirilme sürecini kararlaştırmaktır. Form ile buluş bildiriminde bulunulduktan sonra, buluş üzerinde hak sahipliği incelenmektedir ve Kurum buluş üzerinde hak sahipliği talebinde bulunursa, patent başvurusunu da yapmakla yükümlü olmaktadır. Bu sebeple, Form’da, buluş sahibinin ve buluşun bilgilerinin dışında, buluş üzerinde Kurum’un desteğinin var olup olmadığı, var ise söz konusu desteğin ne olduğunun belirtilmesi açıkça istenmektedir. Böylece, buluş sahibinin Kurum’daki yükümlü faaliyeti gerçekleştirdiği ve edindiği bilgi ve deneyim çerçevesinde yaptığı bir ‘’Hizmet Buluşu’’ ya da bu faaliyetlerinin dışında gerçekleştirdiği bir ‘’Serbest Buluşu’’ değerlendirmesi yapılmakta ve hizmet buluşu olduğu kanaatine varıldığında Kurum’un hak talebi söz konusu olabilmektedir.

Bununla birlikte, Form ile buluş sahibi buluşu hakkındaki tüm bilgileri TTO ile paylaşarak, patentlenebilirlik ve ticarileştirilebilirlik analizinin yapılmasını ve gerekli sürecin TTO tarafından yönetilmesini kabul etmektedir.

Kanun’un 121. maddesinin 6. fıkrasına göre, Kurum başvurudan veya patent hakkından vazgeçmek isterse veya buluş, patent başvurusu yapıldıktan sonra serbest buluş niteliği kazanırsa, öncelikle buluş sahibine başvuru veya patent hakkını devralmasını teklif etmektedir. Buluş sahibinin teklifi kabul etmesi halinde, haklar devredilmekte ve Kurum, patent alınması ve korunması için gereken belgeleri buluş sahibine vermektedir. Ancak Kurum, başvuru veya patent hakkını buluş sahibine devretmesi durumunda inhisari nitelikte olmayan kullanım hakkını uygun bir bedel karşılığında saklı tutabilme hakkına sahiptir. Öte yandan, buluş sahibinin teklifi kabul etmemesi durumunda, patent başvurusu veya patent üzerindeki tasarruf yetkisi Kurum’a ait olmaktadır.

Kanun’daki önemli bir başka düzenleme ise, buluştan elde edilen Kurum ve buluş sahibi arasındaki paylaşımı düzenleyen 121. maddenin 8. fıkrasıdır. Hükme göre, buluştan elde edilen gelirin en az üçte biri buluş sahibine verilmek zorundadır. Kurum’un buluştan elde ettiği gelir ise, Kurum’un bütçesine özgelir olarak kaydedilmekte ve bilimsel araştırmalar başta olmak üzere ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmaktadır. Böylece, üniversite kapsamındaki buluşların TTO’lar aracılığı ile ticarileştirilmesi suretiyle, üniversitelerin gelir elde edebilmesi söz konusu olmaktadır.

Öte yandan, 121. maddenin 9. fıkrasına göre, Kurum’da görevli öğretim elemanları ile stajyerlerin ve öğrencilerin diğer kamu kurumları veya özel kuruluşlarla belirli bir sözleşme kapsamında yapmış oldukları çalışmalar sonucunda ortaya çıkan buluşlar üzerindeki hak sahipliğinin belirlenmesinde, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla sözleşme hükümleri esas alınmaktadır. Buradaki düzenleme, TTO’lar aracılığı ile sanayi kuruluşlarının hükümde bahsedilen kişilerden projeleri kapsamında geliştirilecek buluşlara yönelik danışmanlık hizmeti almalarına yöneliktir.

Kanun’un Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşları düzenleyen 121. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise Yönetmelik ile belirlenmektedir.

Üniversitelerdeki TTO’ların dışında, Ar-Ge merkezlerinde ve çeşitli teknolojik çalışmaları yürüten işletmelerde hizmet görenlerin ortaya çıkardıkları ürün ve hizmet buluşları da patentlenmekte ve ticarileştirilmektedir. Söz konusu buluşlara yönelik hukuki düzenleme ise Kanun ve Yönetmelik’te ‘Çalışanların Buluşları’olarak düzenlenmektedir.

Kanun’un 113. maddesine göre,  çalışanın, bir işletme veya kamu idaresinde yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletme veya kamu idaresinin deneyim ve çalışmalarına dayanarak, iş ilişkisi sırasında yaptığı buluş, hizmet buluşu olarak adlandırılmaktadır. Hizmet buluşu söz konusu olduğunda, çalışan bu buluşunu işverene yazılı olarak ve geciktirmeksizin bildirmekle yükümlüdür. Söz konusu bildirim yükümlülüğünün ayrıntıları Yönetmelik’in ilgili maddelerinde açıklanmakla, Kanun’a göre,  teknik problemi, çözümünü ve hizmet buluşunu nasıl gerçekleştirmiş olduğunu, yararlanmış olduğu işletme deneyim ve çalışmalarını, varsa diğer çalışanların katkılarını ve bu katkıların şeklini, yaptığı işle ilgili olarak aldığı talimatları ve söz konusu katkılar yanında kendisinin katkı payını  bildiriminde açıkça belirtmek zorundadır. Bu bakımdan, kanaatimizce, yukarıda bahsedilen Form şeklinde yazılı bildirimin yapılması hem işveren hem de buluşu gerçekleştiren çalışanın hak sahipliğinin tespiti bakımından faydalı olacaktır.

Çalışanın hizmet buluşuna yönelik usulüne uygun yapılan bildiriminden itibaren (Bildirimin eksik yapılması halinde işveren, bildirimin ulaştığı tarihten itibaren iki ay içerisinde eksikliklerin giderilmesini istemekle yükümlüdür, aksi halde usulüne uygun yapılmış kabul edilmektedir.) dört ay içinde işveren buluş üzerindeki kısmi veya tam hak talebini çalışana bildirmek zorundadır. Tam hak talebine yönelik bildirimin çalışana ulaşmasıyla, buluş üzerindeki tüm haklar işverene geçmiş olmaktadır. İşveren çalışana hak talebinde bulunmaz veya bildirim yapmazsa, hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanacaktır.

İşverenin buluş üzerinde kısmi hak talebinde bulunması halinde ise, hizmet buluşu serbest buluş niteliğini kazanmakla beraber, işverenin buluşu kullanma hakkı saklı kalmaktadır. Ancak bu kullanım, çalışanın buluşunu değerlendirmesini önemli ölçüde güçleştiriyorsa çalışan, buluşa ilişkin hakkın tamamen devralınmasını veya kısmi hakka dayanan kullanım hakkından vazgeçilmesini işverenden isteyebilmektedir. İşvereninin çalışanın bu isteğine ilişkin bildirimine tebellüğ tarihinden itibaren iki ay içerisinde cevap vermemesi halinde, kısmi hakka dayanarak buluşu kullanma hakkı sona ermektedir.

Bununla birlikte, işverenin hizmet buluşuna ilişkin hak talebinde bulunmasından önce çalışanın buluş üzerinde yapmış olduğu tasarruflar, işverenin haklarını ihlal ettiği ölçüde, işverene karşı geçersiz sayılmaktadır.

Öte yandan, işverenin buluş üzerinde ister tam hak ister kısmi hak talebinde (buluşu kullanıyor ise) bulunduğunda, çalışanın makul bir bedelin kendisine ödenmesini işverenden isteme  hakkı vardır. Çalışana ödenecek bedelin hesaplanmasında, buluşun ekonomik değerlendirilebilirliği, çalışanın işletmedeki görevi ve işletmenin buluşun gerçekleştirilmesindeki payı dikkate alınmakla, Yönetmelik’teki katsayılar üzerinden belirlenmektedir. Bedel ile ödeme şekli, işveren ile çalışan arasında imzalanan sözleşme veya benzeri bir hukuk ilişkisi hükümlerince belirlenmektedir.

İşverenin hak talebinde bulunması halinde hizmet buluşuna yönelik Kurum’a patent başvuru yükümlülüğü de işverene ait olmaktadır. İşverenin başvuru yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmemesi halinde, buluş serbest buluş niteliği kazanmaktadır.

Çalışan buluşları ile ilgili uyuşmazlık halinde, Kanun ve Yönetmelik tahkim usulünün uygulanacağını belirtmektedir. Yönetmelik madde 24’e göre, çalışan ve işveren, işverenin tam hak talebi halinde hizmet buluşuna patent veya faydalı model verildiği tarihten itibaren; kısmi hak talebi halinde ise işverenin buluştan yararlanmaya başladığı tarihten itibaren 2 ay içerisinde uyuşmazlığı çözemezlerse, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkime ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.

Sonuç olarak, teknolojik gelişmişliğin yükseltilmesi, yeni buluşların ortaya çıkması ve bu buluşların desteklenmesi ile mümkün olmaktadır. Bu buluşların ortaya çıkartılmasındaki emek, zaman ve sermaye dikkate alındığında, gerek yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen gerek Ar-Ge merkezlerinde çalışanlar aracılığı ile elde edilen buluş ve üretim tekniklerinin mülkiyet haklarının koruma altına alınması gerekliliği aşikardır. Patent ve faydalı model ile sağlanan bu hukuki koruma, buluş yapmak için çaba harcayan buluş sahibine ve buluş için gereken yatırımı yapan kurumlara güvence teşkil etmektedir. Bu kapsamda, hem TTO’ların hem de Ar-Ge merkezleri veya Ar-Ge birimleri olan şirketlerin ve buluş sahiplerinin buluş üzerindeki hak ve yükümlülüklerini bilmeleri, kanaatimizce buluş ve teknolojik hizmet sistemine harcanan bütçenin heba olmaması açısından son derece önem arz etmektedir.

Yazar: Suzan Tekin

Kaynakça

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/01/20170110-9.htm,

29.07.2017 tarihli Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara dair Yönetmelik, http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/09/20170929-6.htm

https://iprgezgini.org/2017/01/30/universite-sanayi-isbirligi-projelerinde-bulusun-hak-sahipliginin-belirlenmesi-sorunu/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on LinkedInShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone