Araştırma merkezleri, hastaneler, üniversiteler, sağlayıcılar, mühendisler ve daha birçok kurum ve kişi hayatımızı değiştirecek birçok teknoloji üzerinde çalışmaktadır. Bu teknolojiler sayesinde yaşamımız kolaylaştığı gibi refah,sağlık seviyeleri ve gelişim hızı da artmaktadır. Bu teknolojilerin geliştirilmesi, kullandırılması ve ticarileşmesi ise teknoloji transferi yolu ile gerçekleştirilir.

Teknoloji Transferi bilimsel bulguların daha ileri seviyelere taşınarak geliştirilebilmesi, kullanılması ve ticarileştirilebilmesi için bir kişiden (ekseriyetle tüzel kişilik) diğerine yapılan aktarım işlemidir. Bu aktarım sayesinde başta sadece belirli bir seviyede olan, teknoloji geliştirilebileceği gibi bir başkasının kullanımına özgülenerek  farklı amaçlarla ticarileştimenin konusunu oluşturabilir.

Bu işlem genel olarak şu şekilde gerçekleşir:

Yeni teknolojiler bulunur.

Bu teknolojiler patent ve telif gibi haklar ile korunur.

Gelişim ve ticarileşme amacı ile nasıl bir yol izleneceğine dair stratejiler oluşturulur, yeni şirketler kurulması veya özel şirketlere satım ve lisans verilmesi ile sağlanır.

Akademik ve araştırma kurumları teknoloji transferlerinin yapılmasında hiç şüphesiz ki büyük rol oynamaktadır. Bu kurumların teknoloji transferleri ile ilgilenmesinin çeşitli sebepleri vardır.

Kurumun ortaya koyduğu buluşunun veya teknolojisinin tanınırlığını arttırmak

Yerel ekonomik gelişime katkıda bulunmak

Ar-Ge firmalarının ilgisini çekmek

Daha sonraki araştırmaları destekleyici lisans alımı sağlayabilmek ve daha birçok sebepten dolayı teknoloji transferleri artmıştır.

Her kurum için sağlanacak yararlar farklılık göstermektedir ancak teknoloji transferlerinin en kırılgan noktası ticarileştirme sürecidir.

Teknoloji Transferleri ve Hukuki İlişki Yapısının Korunması

Teknoloji Transferlerinin yapılmasında hukukun rolü büyük önem taşımaktadır, transfer edilecek teknolojinin korunması ve aynı zamanda geliştirilebilmesi için transfer anlaşmaları yapılması gerekmektedir. Bu transfer anlaşmaları ise teknolojinin türüne ve yapısına ve yine ticarileştirme modeline göre birçok atipik sözleşme ile sağlanabilmektedir. Bu atipik sözleşmeler genel olarak; Yazılım Lisans Anlaşmaları; Yazılım Geliştirme ve diğer Bilgi Teknolojileri Servis Anlaşmaları; Yeniden Satım Anlaşmaları; Bulut Bilişim ve Programlama Servis Anlaşmaları; Teknoloji Lisansları ve Fikri Mülkiyet Hakları (IP) odaklı İş Ortaklıkları ve Teknoloji Emanet Sözleşmeleri olarak değerlendirilebilir.

Yazılım Lisans Anlaşmaları

Bu anlaşmalar ile kullanıcıya yazılımı kopyalama veya başka şekillerde yazılımdan faydalanma hakkı tanınabilir. Kullanıcı yazılımı kullanacak kişi ve sağlayıcı ise kullanıcıya yazılımı sağlayacak, genellikle yazılımı üretmiş olan kişidir ve anlaşma bu taraflar arasında bir lisans verilerek kurulur.

Bu lisans verilirken öncelikle bu yazılımı kimin kullanabileceği, yazılımın hangi şekillerde kullanılacağı ve sağlayıcının yazılım değişikliklerine izin verip vermediği gibi konuların üzerinde durulmalıdır. Sağlayıcı özellikle kullanıcıya verdiği hakları açıklarken aynı zamanda sınırladığı hakların da altını açıkça çizmelidir.Böylelikle keyfi kullanımların da önüne geçilmiş olur.

Sağlayıcılar aynı zamanda bu lisans sözleşmelerini yaparken yazılımlarındaki fikri mülkiyet haklarını koruyucu maddelerin olmasına özen göstermelidirler.Genellikle bu sözleşmelerde sağlayıcılar bütün fikri mülkiyet haklarını saklı tutmaktadır ancak kullanıcının yazılımı kullandığı sırada girmiş olduğu yeni verilerin durumu ve bu verilerin sağlayıcı tarafından kullanılıp kullanılamayacağı sözleşmede ayrıca belirlenmesi gereken bir konudur. Sağlayıcılar bazen sistemin optimizasyonunu sağlamak ve geliştirmek amaçlı sistemlerine girilmiş olan verileri kullanmak isteyebilirler ancak bu durumlarda kullanıcının haklarının ne olacağı sözleşmede ayrıca belirlenmelidir,kullanıcı gizliliği ve güvenliği her zaman büyük önem taşımaktadır.

Sağlayıcılar yazılımın güvenliğini sağlamak amacıyla  sözleşmede belirtilen çerçevede kullanılacağına dair bir onaylı belge imzalattırabileceği gibi yazılımın nerelerde, kaç kişi tarafından kullanılacağına dair ilave bilgi de talep edebilir.

Yazılımın garanti kapsamına ise çoğunlukla yazılımın performans kriterleri konulmaktadır. Kullanıcı yazılımın belirtilen şekilde performans göstermemesi durumunda sağlayıcıya garanti süresi içerisinde başvurarak sözleşmeyi sonlandırabilecek veya düzeltme talep etme olanağı bulacaktır.Diğer yazılım garantileri sistem, servis kalitesi, virüs koruması, hukuka uygunluk, verilerin gizliliği ve korunması ile ilgili olabileceği gibi bunun dışında garanti kapsamına ek başka korumalar koyulabilmektedir. Yazılım lisanslarının transferi sağlayıcının bu transferi sınırlamadığı çerçevede gerçekleştirilebilir.

Yazılım Geliştirme ve Diğer Bilgi Teknolojileri Servis Anlaşmaları

Kullanıcıların bazı durumlarda belli işleri ve görevleri halledebilmeleri için  tamamen kendilerine özel  kişiselleştirilmiş yazılımlara ihtiyaçları olabilir veya yazılım üzerinde değişiklik yapılması ve ihtiyaçları yönünde yazılımı şekillendirmesi gerekebilir, bu ve benzeri durumlar için Yazılım Geliştirme Anlaşmaları yapılmaktadır.

Yazılım geliştirme yapılacağında öncelikle bir iş taslağı oluşturulması gerekmektedir. Bu taslak üzerinde öncelikle yazılım gereklilikleri hakkında bilgiler ve kullanıcının performans beklentilerinin kapsamı belirtilir. Tarafların hangi işten sorumlu olacakları ve kimin hangi işi yapmakla görevli olduğu belirtildikten sonra yazılımın geliştirilmesi için verilecek araçların ne zaman sağlanacağı yazılır. Son olarak da işin gerçekleşeceği yer ve yazılım geliştirmenin neden yapılması gerektiği belirtilir.

Yazılımın geliştirilmesi sonucu fikri mülkiyet haklarının bunun karşısındaki konumunun ne olacağı sözleşmede ayrıca belirtilmelidir. Yazılım lisansı verilmesi veya kullanıcının bir bilgi teknoloji servisini kullanması durumlarında sağlayıcı genellikle tüm fikri mülkiyet haklarını elinde bulundurmaktadır; ancak yazılımın geliştirilmesi sonucu fikri mülkiyetin el değiştirmesi kaçınılmaz olacaktır, her olay için ayrı bir değerlendirme yapılmasını gerektirecektir. Yazılım lisans sözleşmelerinde olduğu gibi burada da bazı konular garanti altına alınmaktadır. Yazılım performansı, sistem ile ilgili garantiler, servis kalitesi,hukuka uygunluk, veri gizliliği ve güvenliği, yazılım kaynağının açık ve özgür olması gibi konular ve dahası garanti kapsamına sokulmaktadır. Yazılım geliştirme ve diğer bilgi teknolojileri servis anlaşmaları kullanıcıya yazılımı değiştirme özgürlüğü vermesi dışında yazılım lisans anlaşmaları ile birçok konuda benzerlik göstermektedir.

Yeniden Satım Anlaşmaları

Bu anlaşmalar birçok şekilde oluşturulabileceği gibi konularını genellikle yazılım, donanım ve servislerin satımı oluşturmaktadır. Konu belirlenirken ayrıca yeniden satıcının (re-seller), sağlayıcının ürünlerini veya servislerini tek başına mı satacağı yoksa belli şekillerde entegre edilmiş ürün mü sağlayacağı açıkça belirtilmelidir.

Yeniden satım anlaşmalarında karşımıza çıkan en büyük sorun münhasır hak konusuna ilişkin olup münhasır hak bir başka ifade ile sağlayıcının başka yeniden satıcılar ile anlaşıp anlaşamayacağı ve/ veya sağlayıcının, yeniden satıcının rakip firmaların ürünlerini de satmasına izin verip vermeyeceğine ilişkindir.  Anlaşma sırasında münhasır hak belirlemesi yapılarak bu sorunların çözümü sağlanmaktadır. Yeniden satım anlaşmalarında yer kısıtlamalarına fazlalıkla yer verilmektedir, satım belli bölgeler dışında yapılamamaktadır. Lisans konusunda ise yeniden satım anlaşmalarının iki seçeneği bulunmaktadır;

İlki, sağlayıcının yeniden satıcıya lisans vermesi ve daha sonra yeniden satıcının asıl kullanıcı ile bir alt lisans sözleşmesi yapmasıdır.

İkinci olarak ise, kullanıcının sağlayıcı ile direkt olarak bir lisans anlaşması yapmasıdır.

Yeniden satım anlaşmalarının satış ve pazarlama yönünden açık düzenlenmiş olması gerekir, böylelikle hiçbir karışıklık ve yanlış anlamaya yer bırakılmamış olunur. Aynı zamanda ürün geliştirme ve desteğin kimler tarafından sağlanacağı, ürünlerin geliştirmesine yönelik güncellemeler ve teknik desteğin nasıl sağlanacağı ve yeniden satıcının sağlayıcının yazılımını düzenleme hakkının olup olmadığına yönelik konuların dikkatlice düşünülerek hazırlanması gerekmektedir.

Uluslararası yeniden satım anlaşmalarının, başka ülkelerin hukukuna uygun olması ve alış-satış yapılacak ülkelerin gümrük ve vergi kurallarını da dikkate alması gerekmektedir.Sözleşmeye konulacak tanımlı terimlerin çok dikkatli bir şekilde incelenmesi ve bu terimler bazı hakların çatışması veya kısıtlanması sonucuna yol açabilecekleri için sıkı bir biçimde düzenlenmeleri gerekmektedir.

Yeniden satıcıların ürünleri kendi markaları altında satacaklar ise sağlayıcıdan bu konu hakkında bir garanti talep edebileceklerdir, ancak yeniden satıcı bir aracı konumu görüyor ise garanti kapsamı daha düşük olacaktır. Sağlayıcı servis sağlayacak ise, yeniden satıcı servisin kalitesi hakkında bir garanti talep edebileceği gibi sağlayıcı, yeniden satıcı servis kalitesi performansı hakkında bir garanti de talep edebilir. Daha büyük işlemlerde talep edilebilecek bazı garantiler; belgelemede yeterlilik, diğer ürünlerle uyumluluk, gelecek güncellemelere olan taahhütler, minimum zamanlarda yapılması gereken bakımlar, vb. oluşturmaktadır.

Yeniden satıcının alt lisans vereceği durumlarda, yeniden satıcının kullanıcı ile yapacağı anlaşmalardaki garantilerin, sağlayıcı ile yeniden satıcı arasındaki garanti kapsamı ile örtüşmesi büyük önem taşımaktadır.Fikri mülkiyet hakları konusunda halihazırda bulunan yazılımlar için sağlayıcılar genellikle tüm fikri mülkiyet haklarını elinde bulundururlar, yeniden satıcı ve kullanıcı kendilerine lisans ile verilmiş haklar dışında pek bir şey elde edemezler.

Bulut Bilişim ve Programlama Servis Anlaşmaları

Bulut bilişim iş hayatında yarattığı kolaylık ve hız ile yepyeni bir döneme girilmesini sağlamıştır, aynı zamanda kullanıcılar bu bilişim sistemini özel hayatlarında da kullanmaya başlamışlardır. Bulut bilişim esnekliği, güvenilirliği, hızı ve az güçle yüksek performans sağlaması ve daha bunun gibi nedenler dolayısı ile fazlasıyla tercih edilmeye başlanmıştır. Bulut bilişim sayesinde kullanıcılar yeni teknolojilere ve gelişen ekonomiye ulaşmışlardır. Bulut bilişim sistemi kullanımı hızla artmaya devam etse de hukukun bu hıza tam olarak ayak uyduramamasından ötürü, sistem ile ilgili hukuki sorunlar oluşmaya devam etmektedir.

Bulut bilişim sisteminin her yerde kullanılabileceği iddia edilse de yapılan dikkatli incelemeler sistemin öncelikli kullanım mekanizmasının ana servislerden ziyade destek servisleri olduğunu göstermektedir, hukuki yönden de hala gelişmekte olduğu da göz önüne alınırsa kullanıcıların bulut kullanımında daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Bulut bilişim sistemlerinin kullanımının artmasının sebebi riskleri azalttığından değil çağımızın internet odaklı süreçlerden oluşmasından kaynaklıdır. Her işlemin internet üzerinden halledilmesi bulut bilişim sistemlerin kullanımının da önünü açmıştır. İşlemlerini tek bir tuşla halletmeye alışan kullanıcılar açısından bulut sistemlerin kullanımı geleneksel yazılı anlaşma sisteminin önüne geçmiştir. Bulut bilişim sistemlerin çoğunda elektronik anlaşma imzalanma yöntemi kullanılmaktadır, kullanıcıların ” kabul ediyorum” kutusunu işaretlemeleri ile elektronik sözleşmeleri hazırlanmaktadır. Böylesine hızlı olan bulut bilişim sistemlerinde yapılan anlaşmalarda gerekli özeninin dikkatli bir şekilde  gösterilmesi gerekmektedir çünkü kullanıcıların bir kere bulut sisteme konulan bilgileri ve verileri üzerinde çok fazla kontrol sağlanamamaktadır.

Bulut Bilişim her bilgisayardan kendi kendine ulaşılabilen, servis sağlayıcının minimum eforunu ve etkileşim sağlamasını gerektiren sistemdir. Genellikle bu ulaşım kullanıcıların kendi bilişim sistemi altyapısından değil, bu altyapı ve şifreleme hizmetini sağlayan farklı sağlayıcılar tarafından verilir. Bulut bilişim sistemlerinde kullanıcının taleplerine ve farklı yapılandırma konumlarına göre dört adet farklı dağıtım modeli bulunmaktadır.

Özel Bulut Bilişim : Bu modelde tek bir tane kullanıcı vardır ve bulut bilişimi onun kullanımına özel olarak entegre edilmektedir. Böylelikle kullanıcı, diğer kullanıcılardan izole edilmiş olur. Özel bulut bilişim servisi sağlayan bulut bilişim altyapısının anahtar özelliklerini gizlilik, mülkiyet ya da yönetim sorumluluğu oluşturmaktadır.

Genel Bulut Bilişim : Bu modelde ortak bir altyapı bulunmakla birlikte uygulamalar ve kullanıcı verileri farklılık göstermektedir. Kaynaklar ortak ve paylaşılan bir platformda sağlanmaktadır. Genel bulut bilişim sistemleri ekonomik yönden en iyi performansı sağlasa da kişiselleştirmeye olanak sağlamayan yapısı nedeniyle sıkıntı çıkarmaktadır, dolayısı ile ciddi iş uygulama ve verilerinde kullanılmaktan ziyade sosyal medya hesapları ve kullanıcıların hassas verilerini işlemeyen uygulamalarda kullanılmaktadır.

Kamu Bulut Bilişim : Bu model ortak bir menfaati olan ortak bir grup tarafından çok kullanıcılı paylaşımlı bir sistemde kullanılmaktadır.

Karma Bulut Bilişim : Bu model özel ve genel bulut bilişim sistemlerinin özelliklerini karma şekilde kullandırmaktadır. Genellikle sosyal medyada paylaşılan veri ve bilgilerin depolanması amacı ile kullanılmaktadır.

Bulut bilişim sistemlerinde servis sağlanması için  yerleştirme sistemi olarak dört farklı model kullanılmaktadır.

Servis olarak Yazılım (SaaS): En çok bilinen ve kullanılan sistemdir. “SaaS” sağlayıcısı internet üzerinden erişilebilen yazılım uygulamaları sağlar ve kullanıcılar ölçümlü olarak yazılıma ulaşımı satın alırlar.

Servis olarak Platform (PaaS): Bu model bir bilişim platformu sağlamaktadır. Kullanıcıların bilgisayar ağlarına yüklü işletim sisteminden ziyade, internet üzerinden erişim sağlanabilecek kullanıcıya entegre edilmiş uygulamalar ile ulaşımı sağlanmaktadır. Genellikle yazılımlarını test etmek için bir yere ihtiyaç duyan geliştiriciler tarafından kullanılmaktadır. Kullanıcıların kendilerine verilmiş uygulama dışında hiçbir şey üzerinde kontrolleri yoktur, kalan her şey için kontrol “PaaS” sağlayıcılarındadır.

Servis olarak Altyapı (IaaS): Bu model bilgisayar sistemlerinde “IaaS” sağlayıcısı tarafından internet üzerinden sağlanan bir yapıdır. Kullanıcı; işletim sistemi, uygulamalar ve özel yazılımlar üzerinde kontrole sahip iken, “IaaS” sağlayıcısı kalan bütün yönetimsel işlemler üzerinde kontrole sahiptir.

Servis olarak İşletme Süreci (BPaaS) : Bu model kullanıcının tüm işletme sürecine; faturalama, muhasebe, e-ticaret hizmetleri gibi, internet üzerinden ulaşımını sağlar.

Fazlası ile seçim imkanı ve model sunmakta olan bulut bilişim sistemleri seçilirken kullanıcının talepleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır ancak doğru bulut bilişim sisteminin seçimi aşamasında güvenlik ve gizlilik riskleri de unutulmamalı ve mutlaka dikkatli ve özenli bir şekilde gözden geçirildikten ve denetim sağlandıktan sonra seçim yapılmalı ve anlaşmalar bu yönde olmalıdır.

Teknoloji Lisansları ve Fikri Mülkiyet Hakları (IP) Odaklı İş Ortaklıkları

Teknoloji ve fikri mülkiyetten doğan haklar zamanla gelişerek bir işbirliği içerisinde çalışmaktadırlar, dolayısı ile bu işbirliğinde yapılacak anlaşmalarda her tarafın ayrıca belirtilmesi ve düzgün bir şekilde ayrıştırılması gerekmektedir. Bu noktada müzakere ve sözleşme hazırlanması aşaması büyük bir önem taşımaktadır.Teknoloji lisansları yazılım lisansları gibi kullanıcı ve sağlayıcı ilişkisinden ziyade daha işbirliği ve iş ortaklığı modeline benzemektedir.

Lisans verilirken tarafların lisans ile verecekleri hakları kapsamlı bir şekilde belirlemeleri gerekmektedir, özellikle fikri mülkiyet haklarının mülkiyeti ve kullanımı konularının ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Bu hakların mülkiyeti tarafların ilişkilerinin türlerine göre farklı seçeneklerle sağlanabilir.

Dikey İlişki : Eğer taraflar işbirliği içerisinde çalışmayacaksa ve ilişkileri dikey bir ilişkiden ibaret ise, bu durumda lisanslanmış bir fikri mülkiyet hakkından üretilmiş bile olsa, yeni üretilen fikri mülkiyet hakları lisans sahibinin olur. Ancak bunun aksinin de kararlaştırılması mümkündür. Bu durumda mülkiyet taraflardan birinin olmaktadır.

Ortak İlişki: Bu durumda fikri mülkiyet haklarının mülkiyetinin kime ait olacağı birçok şekilde kararlaştırılabilir, taraflar genellikle fikri mülkiyet haklarını birlikte yaratacakları bir iş ortaklığına verirler.

Taraflar aynı zamanda fikri mülkiyet haklarına birlikte malik olmaya da karar verebilirler ancak pratikte çıkabilecek sorunlar nedeniyle bu ortaklık pek tavsiye edilmemektedir.

Teknoloji Emanet Sözleşmeleri

Teknoloji emanet sözleşmelerinde amaç teknolojileri (fikri mülkiyet odaklı) korumaktır, bu sözleşme ile tarafların ortak menfaatleri göz önünde bulundurulur.Bu sözleşmelerde genellikle üç taraf bulunmaktadır; sağlayıcı, kullanıcı ve nötr üçüncü taraf yani emanetçi (escrow).

Sağlayıcılar kullanıcılara yazılım sağladıklarında bu yazılımlar uygulanabilir “hedef kodu” (object code) şeklinde hazırlanır. Hedef kodu şeklinde olan bir yazılım bilgisayarların işleyebileceği haldedir ancak okunabilecek, düzeltilebilecek, yükseltilebilecek ve sürdürülebilecek bir hale gelebilmesi için kullanıcıların “kaynak koduna”(source code) ihtiyaçları vardır. Sağlayıcılar bu kaynak kodunu kullanıcılarla paylaşmayı pek istemezler; çünkü sağlayıcının kaynak koduna sahip kötü niyetli bir kişinin benzer ama rakip bir yazılım üretmesinin önü açılacaktır. Dolayısı ile sağlayıcılar yazılımlarını koruma amacı ile kullanıcılarla sadece uygulanabilir hedef kodunu paylaşırlar. Ancak yazılımda tek menfaati olan sağlayıcılar değildir, kullanıcıların da yazılımda menfaatleri bulunmaktadır. Yazılımlar genellikle bozulabilirler ve bu durumda kullanıcıların yazılımları tamir ettirebilmesi gerekmektedir, sağlayıcılar iflas edebilir, yazılımı tamir etmek istemeyebilir, bu ve benzeri durumlarda kullanıcıların ellerinde bir güvence olması gerekmektedir. Sağlayıcı ve kullanıcının menfaatlerini gözeten teknoloji emaneti sistemi de burada devreye girmektedir.

Teknoloji emanetleri belirli şekillerde gerçekleşebilir ancak genel olarak ; sağlayıcının kaynak kodunu bir sözleşme ile belirli üçüncü taraf emanet kurumuna (escrow) bırakması ve sonrasında bu emanet kurumunun ise sağlayıcının kaynak kodunu herhangi bir şekilde kullanamaması durumlarında, kullanıcıların geçerli sebepleri doğrultusunda ihtiyaçlarına göre kaynak kodunun kullanıcıya sağlanması şeklinde işlemektedir.Bu ilişki her iki tarafın da menfaatine olmaktadır çünkü sağlayıcılar aslında kaynak kodunu belirli geçerli sebepler dışında açıklamamış olurlar ve kullanıcılar ise yazılımlarının sürdürülebilirliği için gerekli kaynak koda ulaşamamalarına karşı bir güvence almış olurlar.

Görüldüğü üzere teknoloji transferleri birçok yolla yapılabilmektedir; ancak bu yollardan hangisi seçilirse seçilsin sözleşmenin yapım aşamasında dikkatlice her konunun altı çizilmelidir, böylelikle hem kullanıcılar hem sağlayıcılar hem de diğer kişiler korunmuş olacaktır.  Teknolojinin hayatın her alanında yer almaya başlaması ve her gün yeni bir buluşun ortaya çıkması ile günümüzde teknolojiye yönelik her türlü anlaşmanın ve düzenlemenin önemi de gün be gün artmaktadır. Teknoloji transferi anlaşmaları ve düzenlemeler de gün geçtikçe şekil değiştirmekte, teknolojinin gelişmesi ile kendilerini geliştirmekte ve daha da ciddi düzenlemelere yer vermektedirler.Bu anlaşmalar ve düzenlemeler birçok kişiye yazılımlarının sadece yazılım olarak kalmaktan öteye geçmesini ve ilerde kullanışlı bir ürün , insanların hayatını kolaylaştıracak bir araç haline gelmesini görme imkanı vermekte ve ürettikleri her türlü teknolojinin korunma güvencesini sağlayabilmektedir.

 

KAYNAKÇA:

Technology Transactions, A Practical Guide to Drafting and Negotiating Commercial Agreements, Mark G. Malven,2017 

The Tech Contracts Handbook, David W. Tollen

Association of University Technology Managers, University Technology Transfer

(https://www.autm.net/autm-info/about-tech-transfer/about-technology-transfer/)

 International Chamber of Commerce, Technology Transfer

( https://iccwbo.org/resources-for-business/model-contracts-clauses/technology-transfer/)

Share on LinkedInShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone